Futbol Tarihinin En İyi 11 Futbolcusu

Futbol efsaneleri

Tarihin en iyi 11 i 

Futbol sporlar içinde en çok sevileni.Bunun pekçok sebebi var elbette.Sürprize açık bir oyun olması,daima büyük yıldızların oynadığı bir oyun olması gibi pek çok sebep sayabiliriz.Futbol maçı izlemek pek çoğumuz için hayatta ki en büyük keyiflerin başında geliyor. Futbol oyunu nu bize bu denli sevdiren en önemli unsur yıldız futbolcular.Pele,Maradona,2006 Barcelona kadrosu,Manchester United eski kalecilerinden Schmeichel,Real Madrid 10 numara efsanesi Puşkaş tabiki Ronaldo Messi ve daha niceleri.Bu yazımız da sizlere Artık faal olarak futbol oynamayan ama Futbol tarihine damga vurmuş oyunculardan kurulu 11 oluşturduk.Kalecisinden Santraforuna işte tarihe iz bırakan 11.



1)Lev Yashin (Sovyetler Birliği ) Kaleci

Futbol Tarihinin gelmiş geçmiş en büyük en efsane kalecisi hiç şüphe yokki Lev Yashin dir.22 Ekim 1929 da doğan efsane kaleci yoksul bir ailenin çocuğuydu.O kadar yoksul bir aileden geliyordu ki daha 12 yaşındayken silah üretimi yapan bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başlamıştı.1949 yılında Dinamo Moskova ya attığı imza hem onun hayatını hemde futbol tarihini değiştirecekti.Tam 21 yıl oynayacağı Dinamo Moskova ile sayısız başarılara imza atacak ve adını futbol tarihine yazdıracaktı Yashin.

 

İlk Maç ve Hatalı Goller ve Buz Hokeyi  :

Yashinin muhteşem kariyeri aslında pekte iyi başlamadı.İlk maçında yediği hatalı goller sebebiyle bir anda gözden düşen Lev Yashin şansını buz hokeyinde denemeye karar verir.Dinamo Moskova nın hokey takımında kaleci olarak  şampiyonluk yaşar.Hatta 1953 Sovyetler Birliği Kupasını kazanan takımın en değerli oyuncusu seçilir.Hokey Milli Takımına  bile seçilir ama onun aklı buzlarda değil yeşil sahalardadır.1953 te yeniden futbola dönen Lev Yashin çizgide bekleyen sıradan kaleci profilini kökünden değiştirmeye kararlıdır.Defans oyuncularına sürekli bağırarak talimatlar vermeye,oyunu elle kurmaya başlar.Bazen kalesini terk edip neredeyse orta sahaya kadar koşarak birebir pozisyonlarda rakip forvetleri durdurmaya başlar.Bu sıradışı kaleci artık herkesin dikkatini çekmeye başlamıştır.Dinamo Moskova ile bu defa futbolda şampiyon olduklarında yıl 1954 tür.Aynı yıl Sovyetler Birliği Milli takımı na da davet edilir.1956 Melbourne Olimpiyatları kadrosuna da seçilen Yashin olimpiyat şampiyonluğu yaşar.Ama asıl tanınması 1958 İsveç Dünya Kupası ile olur.Kendisiyle özdeşleşen simsiyah forması ile turnuvanın yıldızı olur bu dev adam.Lakabı Kara Örümcek tir artık.Özellikle grup maçlarında oynadıkları Brezilya maçında mağlubiyete rağmen tarihi farkı engelleyerek tüm dünyanın dikkatini çeker.

Altın Yıllar ve Sonun başlangıcı :

Lev Yashin artık dünyanın en bilinen kalecisidir.Hakkında efsaneler anlatılır.Gol atmak neredeyse imkansızdır.Haliyle Avrupa devleri de Lev Yashin in peşine düşer.1960 ta ilk defa düzenlenen Avrupa Şampiyonası sonrası Yashin için Real Madrid devreye girer.Real in o zamanki başkanı Santiago Bernabeu Lev Yashin için şunları söylüyordu.

”Ona istediği parayı ödemeye hazırım. Ailemin tüm mücevherlerini satıp borca girmem gerekse bile onu almak isterdim. Ancak Bay Yashin için biçilebilecek bir değer yok, tıpkı Prado Müzesi’nde duran ünlü ressamların tabloları gibi…”

   Önerilen astronomik teklifleri geri çeviren Yashin için 1962 Dünya Kupası tam bir kabus olur.Kolombiya maçında Marcos Coll dan  kornerden gol yemesi ile herkesi şaşkına çevirir.İkinci turda Şili maçında ise kalesinde iki gol birden görür Kara Örümcek. Ancak öylesine saygın bir kalecidir ki.Şilinin 2. golünü atan Eladio Rojas attığı gole sevinmek yerine Yashin in yanına gider ona sarılıp öper ve gol sevinci yapmaz.

1963 te  Ballon d’Or  ödülünü alan tarihteki ilk (ve hala tek) kaleci olmasına rağmen artık eleştirilmeye başlamıştır.Ama onun adı Kara Örümcek tir ve o asla pes etmez.Yashin e başarılarının sırrı sorulduğunda verdiği cevap ise oldukça ilginçtir.

”Maçtan önce sakin kalabilmek için bir sigara içer ve kaslarımı yumuşatmak için de sert bir likör yuvarlarım…”





1964 Avrupa Şampiyonası ve 1966 Dünya Kupası nın kahramanı yine Yashin dir.1966 da Dünya dördüncüsü olan SSCB nin yıldızı tabiki Kara Örümcek tir..1966 onun için son Dünya Kupası olur.

1971 yılında Jübile yaparak futbolu bırakır.Jübile maçında kimler yoktur ki Pele, Eusebio, Beckenbauer, Bobby Charlton, Gerd Müller bu isimlerden sadece bir kaçıdır.Futbolu bıraktığın da 5 lig şampiyonluğu 3 Sovyet Kupası 1 Avrupa Kupası ve bir de Dünya 4. lüğü Apoletleri vardır Lev Yashin in.Tarihin gelmiş geçmiş en büyük Kalecisi Lev Yashin 1990 yılında mide Kanserine yenik düşmüştür.Dünya kupalarından sonra turnuvanın en değerli kalecisine verilen ödüle onun adına ithafen Lev Yashin Ödülü denmektedir.

2) Cafu (Brezilya)Sağ bek

Dünya Ftubolunun gelmiş geçmiş en büyük sağ beki kim sorusuna pek çok futbolseverin vereceği cevap aynıdır.Marcos Evangelista de Moraes yada bilinen adıyla Cafu.

  Brezilya milli takımının yanı sıra Roma ve Milan ın unutulmaz sağ beki Cafu 7 Haziran 1970 te doğmuştur.1988 ylında São Paulo da başladı.São Paulo daki 5 muhteşem sezonda 3 Libertadores Kupası kazanan Cafu 1995 Real Zaragoza ile anlaşma imzalayarak Avrupaya adımını attı.Bilinen klasik defans beklerinin aksine ileri çıkışları yaptığı harika ortaları ve centilmen kişiliği ile bir anda yıldızlaştı.Real Zaragoza ile Kupa Galipleri Kupasını kazanan Cafu,1996 da 1 sezon Plameiras forması giydikten sonra bu defa Roma ya Transfer olmuştur.Roma da da bir Serie A şampiyonluğu yaşayan Cafu oradan da Milan a transfer oldu.Milan da da sayısız başarılara imza atan başarılı sağ bek Brezilya Milli Takımı ile 2 dünya şampiyonluğu da yaşamıştır.Mart 2004 te Pele tarafından açıklanan tarihin en iyi 125 futbolcusu listesine de girmiştir.2006 da da yılın futbolcusu seçilmeyi başardı.16 Mayıs 2008 de Udinese maçıyla futbolu bırakan Cafu futbol tarihinin en başarılı sağ beki sayılmaktadır.

3) Roberto Carlos (Brezilya) Sol Bek 

Brezilya futbolunun son yıllarda en çok tanınan isimlerinden olan Roberto Carlos da Silva, 10 Nisan 1973’te Sao Paulo-Garca’da doğdu. Mükemmel sol ayağı nedeniyle tüm dünyanın hayranlıkla izlediği Roberto Carlos, birçok şampiyonluğa imza atacağı kariyerine Uniao Sao Jao’da başlayan genç yıldız, 1990’da ilk kez profesyonel oldu. 16 yaşındayken milli formayla tanışan Roberto carlos, 1992’de Palmeiras’a transfer oldu. Efsaneleşeceği ekipte ilk sezonunda 2 gole imza atan Carlos, aynı yıl Brezilya Ligi şampiyonluğuna ulaştı.

AVRUPA’YA INTER GETİRDİ
Avrupa takımlarının dikkatini çeken Carlos, 1996’da İtalya’nın dev ekibi İnter‘e transfer oldu. 23 yaşındaki Carlos, milli takımla ilk başarısına da bu yıl ulaştı. Atalanta Olimpiyatları’nda yarı finalde Nijerya’ya 4-3 yenilen Brezilya, turnuvayı üçüncü olarak tamamlayıp bronz madalya kazanırken, Carlos, turnuvanın en iyi isimlerinden biri olmuştu.

MADRİD’TE EFSANELEŞTİ
Ancak ilk sezonunda Inter’de istediği hayavı yakalayamayan Brezilyalı yıldız sezonu 6 golle tamamladı ve yaşam tarzı olarak kendisine daha uygun olan Madrid’e gitti. Efseneleşeceği Real Madrid‘te ilk sezonunda Capello ile birlikte şampiyonluğu kazanan Carlos, artık sol kanadın değişmez ismiydi. 1997 Carlos için ayrı bir önem taşıyordu. Yıldızın Fransa’da düzenlenen Mini Dünya Kupası’nda Fransa’ya attığı gol futbol tarihinin en iyi frikik golü seçildi. Yaklaşık 30 metreden topu mükemmel bir falso veren Brezilyalı, Barthez ve Fransız yıldızların bakışları arasında topu filelelere göndermişti. İşte o Muhteşem gol.

Bir yıl sonra gele Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunda çok önemli bir rol üstlenen Roberto Carlos, Dünya Kupası’nda ise Brezilya gibi beklenenin altında bir performans sergiledi. Kupada oynanan 7 maçta da forma giyen yıldız gol atamadan turnuvayı tamamladı

 

Roberto’nun 1 Dünya Kupası, 3 Şampiyonlar Ligi, 3 La Liga, 2 Copa America ile göz kamaştıran kupa kariyeri ise şöyle:

1993 Brezilya Ligi Şampiyonluğu (Palmeiras)
1996 Olimpiyat Oyunları Bronz Madalyası (Brezilya)
1997 İspanya Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)
1997 Copa América Şampiyonluğu (Brezilya)
1998 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)
1998 Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu (Real Madrid)
1998 Dünya Kupası İkinciliği (Brezilya)
1999 Copa América Şampiyonluğu (Brezilya)
2000 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)
2001 İspanya Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)
2002 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)
2002 Süper Kupa Şampiyonluğu (Real Madrid)
2002 Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu (Real Madrid)
2002 Dünya Kupası Şampiyonluğu (Brezilya)
2003 İspanya Ligi Şampiyonluğu (Real Madrid)

4) İmparator Franz Beckanbauer (Almanya ) Libero

11 Eylül 1945 yer Almanya Münih  savaşın yıkıntıları arasında  doğan bir çocuk tüm dünyanın Futbola bakışını değiştirecekti.Adı Franz Beckenbauer di.1958 de Bayern Münih te oynamaya başlayan kaiser lakaplı futbolcu 1964 te ilk profesyonel maçına sol açık olarak çıkmıştır.Daha sonra orta saha oyunculuğuna yepyeni anlamlar katan Beckenbauer Federal Almanya mili formasını 103 kez giymiştir.(50 maça kaptan olarak çıktı).Kariyerinde Dünya şampiyonluğu ve sayısı başarı bulunan Beckenbauer dünyada libero kavramını değiştiren futbolcudur.Daha ofansif göze hoş gelen ileri daha çok çıkan gol arayan bir libero olmuştur her zaman.1976 da Avrupada yılın futbolcusu seçilmiştir.(bunu başaran ilk defans oyuncusudur).





Futbol kariyeri boyunca birçok başarıya imza atan BeckenbauerBayern forması altında 4 lig, 4 kupa şampiyonluğu, 3 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonluğu yaşarken, milli takım formasıyla da 1 Avrupa (1972) ve 1 Dünya Kupası (1974) şampiyonluğu yaşadı.

Futbolu bıraktıktan sonra Teknik direktör olarak görev yapmıştır.

Derwall in ardından Alman Milli takım Teknik direktörlüğüne getirilen kaiser takımına 1986 dünya kupasında final oynatmıştır. Ancak Finalde Maradona lı Arjantine yenilmiştir.

5- Lothar Herbert Matthaus (Almanya )Stoper

Aslında futbol tarihine geçmiş pek çok stoper var.FABİO CANNAVARO,MARCEL DESAİLLY,PAOLO MALDİNİ,FERNANDO HİERRO bunlardan sadece bir kaçı.Ancak Matheaus hepsinden daha fazla kariyer yapmış bir oyuncudur.

Lothar Herbert Matthaus, 21 Mart 1961’de Almanya’nın Erlangen şehrinde doğmuştur. Eski bir futbolcu olan Matthaus, 1990’da Almanya’nın FIFA Dünya Kupası’nı kazanan kadrosunda takımın kaptanı olarak yer almıştır. Ayrıca o dönem Avrupa’da Yılın Futbolcusu da seçilen Lothar Matthaus, aynı zamanda FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu Ödülü’nü kazanan tek Alman futbolcu olarak da kayıtlara geçmiştir. Kariyeri boyunca, 5 farklı takımın formasını giymiş olan Matthaus, orta saha ve süpürücü pozisyonunda görev almıştır. 5 farklı takımda toplam 595 lig maçına çıkmış olan Matthaus, toplam 161 kez fileleri havalandırma başarısı göstermiştir.

Futbola, 1979 yılında Borussia Mönchengladbach formasıyla başlayan Matthaus, Bundesliga’da çıktığı 162 maçta tam 36 gol bulmuştur. Borussia Mönchengladbach’ta geçirdiği 5 sezonda herhangi bir kupa kaldıramayan Matthaus, UEFA Kupası ve Almanya Kupası’nda final oynama başarısı göstermiştir. Borussia Mönchengladbach’tan 1984 yılında Bayern Münih’e transfer olan Matthaus, 4 yıl geçirdiği Bayern Münih’te 113 lig maçında görev almış ve 57 gol atmıştır. Bu dönemde 3 Bundesliga, 1 Almanya Kupası, 2 de Fuji Kupası kazanan Bayern Münih’in kadrosunda yer alan Matthaus, sezon sonunda İtalya Serie A ekiplerinden İnter Milan’ın yolunu tutmuştur.

 

1988’de Bayern’den İnter’e transfer olan Matthaus, 4 yıl geçirdiği Inter’de 115 Serie A maçına çıkmış ve 40 kez fileleri sarsma başarısı göstermiştir. Bu dönemde 1 Serie A, 1 İtalya Süper Kupası, 1 de UEFA Kupası kazanan Matthaus, 1992’de bir önceki kulübü olan Bayern Münih’e geri dönmüştür. İkinci Bayern Münih, döneminde, 4 Bundesliga, 2 Almanya Kupası, 2 Fuji Kupası, 1 UEFA Kupası, 3 Almanya Lig Kupası kazanan Lothar Matthaus, çıktığı 189 Bundesliga maçında toplam 28 gol atabilmiştir. 8 yıl süren ikinci Bayern Münih macerasının yanı sıra 4 yıl süren ilk Bayern Münih dönemiyle beraber Matthaus, Bayern Münih’te toplam, 7 Bundesliga, 3 Almanya Kupası, 3 Almanya Lig Kupası, 4 Fuji Kupası ve 1 de UEFA Kupası kazanma başarısı göstermiştir.

Ayrıca Matthaus, 1987 ve 1999 yıllarında Bayern Münih ile beraber iki kez UEFA Şampiyonlar Ligi finali oynasa da ilkini Porto’ya ikincisini ise dramatik bir şekilde Manchester United’a karşı kaybetmiştir. Alman Milli takımı ile 1990’da Dünya Kupası sevinci de yaşayan Matthaus, milli takım formasını tam 150 kere giymeyi başararak bu alanda da rekor kırmıştır. 2000 yılında MLS ekiplerinden MetroStars’a transfer olan Matthaus, 16 kez giydiği MetroStars formasıyla gol sevinci yaşayamamıştır. Ancak 2000’de MSL şampiyonu olan kadroda yer almıştır.

6) Ferenc Puşkaş (Macaristan) Orta saha

Real Madrid 10 numara forması herkesin hayalidir.Öylesine büyük yıldızlar giymiştir ki 10 numara yı saymakla bitmez.Ancak içlerinde bilinen en eski efsane Macar futbolunun gelmiş geçmiş  en büyük yıldızı Ferenc Puşkaş tır.

İngiliz futbol yıldızı Charlton onu şöyle anlatıyor :

Law ve Puskas ile beraber bir futbol akademisindeydik. Gençler Puskas’ın kilosu ve yaşıyla alay ettiler.  Sonra hocalardan biriyle iddiaya girmelerini önerdik. İddia aramızdan biri kalenin üst direğine arka arkaya 10 kez vurabilir mi diyeydi. Elbette en ihtiyar ve şişman olanımızı, Puskas’ı, seçtiler. Law onlara bu ihtiyar şişkonun kaç kere direğe vurabileceğini sordu. Çoğu beşten az derken ben ise 10 dedim. İhtiyar şişko hoca topun başına geldi. Ardı ardına 9 kez topu üst direğe yolladı. Onuncu atışta topu şöyle bir kepçeledi, iki omzunda ve başında sektirdi, sonra topuğuyla vurup üst direği vurdu. Çoçuklar şaşkın şaşkın bakıyordu. Sonunda biri ‘O kim?’ diye sormayı akıl edince siz ona “Bay Puskas diyeceksiniz dedim”

   İşte o göbekli adam belkide dünya tarihinin en iyi sol ayağına sahipti.Macaristanda başladığı futbol yolculuğu onu dünyanın zirvesine kadar götürecekti.

1 Nisan 1927 de doğan Puşkaş ın asıl adı Ferenc Purczeld dir.Babası da eski bir futbolcu olan Puşkaş çocuk yaştan itibaren futbola sevdalanır.Kispest takımına gittiğinde 10 yaşında olan Puşkaş 15 yaşında babasının çalıştırdığı Kispest A takımına yükselir.Daha sonra araya savaş yılları girer.2.Dünya savaşının sonunda Avusturya ile oynanan milli maça çıktığın da henüz 18 yaşındadır Puşkaş.İlk maçında gol atmayı da ihmal etmez.

Kispest te ve milli takım da harikalar yaratan genç Puşkaş daha 20 yaşındayken milli takıma kaptan olur.1947 de İtalya ile oynanan milli maçta şov yapar ve Juventus transfer teklifinde bulunur.Puşkaş ülkesinde kalmak ister ve Juve ye hayır der.O sezon ligde 50 gol atarak Avrupa gol kralı olur.Macaristan a 1949 da Komünist rejimin hakim olmasıyla Kispest in adı değişir ve Honved olur.Hatta öyle ki bütün futbolculara askeri rütbeler verilir.Takımın en büyük yıldızı Puşkaş Binbaşı olur.

Macaristan milli takımı Honved ağrılıklı kadrosuyla dünyayı kasıp kavurmaya başlar.1952 de Macaristan futbol takımı olimpiyat altın madalyası alır.Ama asıl olay Wembley stadında ki 6-3 lük maçla başlar.O maçta şov yapan Puşkaş 2 gol atarken İngiliz defans oyuncularıyla adeta dalga geçer.Puşkaş artık birdünya yıldızıdır.Macaristan ise dünyanın en iyi milli takımı sayılmaya başlar.

1954 te ki Dünya Kupası  başlarken Macaristan fırtına gibi eser.G.Koreyi 9-0 güçlü Batı Almanya  8-3 le geçerler.Almanya maçında Puşkaş sakatlanır ve Kupanın kaderi değişir.Puşkaş çeyrek ve yarı final maçlarına oynayamasa  da Macaristan finale çıkmıştır.Final maçı Batı Almanya iledir.Puşkaş oynayacak mı oynamayacak mı tartışmaları yapılır.O dönemler de futbolda oyuncu değişikliği kuralı olmadığıu için oyuna sonradan girme şansı yoktur.Tam olarak iyileşmese de Puşkaş sahaya çıkar.Macaristan fırtına gibi girer maça bir anbda 2-0 öne geçer.Gollerden biri Puşkaşa aittir.Ama almanlar teslim olmaz ve 3-2 öne geçerler.Son dakikalar da Puşkaş bir gol daha atar ama ofsayt gerekçesiyle sayılmaz.Maç bittiğin de 31 maçtır yenilmeyen efsanevi Macaristan 3-2 mağluptur ve Kupayı Almanlar kazanır.

Kaçak Yıllar :

Puşkaş Dünya Kupasından sonra ülkesine döner.1956 da işler değişmeye başlamış ve halk ayaklanmaları başlamıştır Macaristan da.Puşkaş ın öldürüldüğü haberleri yayılır ortalığa.Şampiyon Kulüpler kupasında ki Bilbao maçından sonra Puşkaş ülkesine geri dönmez.85 maça çıkıp 84 gol attığı inanılmaz Macaristan milli takım kariyeri böylece sona ermiş olur.

Puşkaş ve sürgünde ki arkadaşları Honved adıyla resmi olmayan bir takım kurup İspanya ve İtalya da dostluk maçları oynama başlar..Fifa bu oyuncuların tamamını 2 yıl futboldan men eder.2 yıllık cezanın sonlarına doğru Puşkaş Milan ile antrenmanlara çıkmaya başlar.Çokta beğenilir ama Milan son anda Puşkaş’ı şişman bulur ve sözleşme imzalamaktan vazgeçer.Tam da bu sıralarda Real Madrid devreye girerek Puşkaşa imza attırır.Dünya Futbol tarihi değişmek üzeredir artık.

 

    Puskas, bu transferini yıllar sonra biyografisinde “Çok kilolu olduğumu, bu halimle oynayamayacağımı söyledim ve kilo vermek için zaman istedim. Fakat Kendimi hemen ertesi gün Santiago Bernabeu ile Madrid’de bir odada transferi konuşurken buldum. Garip bir görüşmeydi, odada çevirmen yoktu. O İspanyolca ben ise Macarca konuşmaya çalışıyordum. En sonunda ayağa kalkıp kendimi göstererek ‘Bak, bu teklif çok iyi ama görmüyor musun? 18 kilo fazlam var.’ dedim. Bernabeu ise ‘O senin problemin’ deyince artık Real Madrid’in oyuncusuydum” sözleriyle anlatır.

İlk 24 maçında 4 ü hat-trick ten 21 gol atmayı başarır göbekli kral.ama ligi Barcelona önde bitirir.Real ise 3 yıldır olduğu gibi yine Şampiyon kulüpler kupasını kazanarak 4 te 4 yapar.

1960 atmış Şampiyon Kulüpler Kupası Finali ve Unutulmaz maç :

    18 Mayıs 1960 yer Hampden park stadı.Real Madrid in rakibi Alman takımı  Eintracht Frankfurt.Bu maçta Real in bir diğer yıldızı Di stefano hat-trick yapar ama asıl  mucizeyi Puşkaş başarır ve 25 dakika da tam 4 gol birden atar.Maçın skoru 7-3 Real lehinedir.Puşkaş toplamda da 12 gol atarak Şampiyon Kulüpler kupasında gol kralı olur.

   Real Madrid de geçirdiği inanılmaz sezonların ardından.Futbolu bırakma kararı verir.39 yaşında futbola veda ettiğinde Real formasıyla 528 maça çıkıp tam 512 gol atarak rekorları alt üst etmiştir.

    Antrenör olarak ta pek çok başarısı olan Puşkaş 17 Kasım 2006 da arkasında sayısız kupa ve goller bırakarak hayata veda etmiştir.

7 ) Eusebio (Portekiz) Orta saha

Portekiz futbolu denilince akla ilk gelen isim Ronaldo gibi görünse de aslında pek Portekiz li için tarihlerinin en iyi futbolcusu şüphesiz siyah inci Eusebio dur.

Bugün artık her forvet oyuncusunda aranan özellikler Eusebio da yıllar önce vardı.Sürati müthiş bitirici vuruşları güçlü fiziği hepsi bir arada komple bir golcüydü o.Mozambik asıllı Karapanter Lakaplı Eusebio nun hayatından önemli anlara göz atalım.

1942 doğumlu olan Eusebio henüz 19 yaşındayken benfica da oynama başladığında yıl 1961 dir.Öylesine müthiş bir başlangıç yaparki kariyerine daha ilk maçında 3 gol birden atarak herkesin dikkatini çeker.Ama bu daha başlangıçtır.

Pelenin Takımına da 3 gol :

İlk maçından sadece 1 ay sonra Pele li Santos Benfica ile bir dostluk maçı yapar.Maçı Santos 6-3 kazanır.Ancak maçın yıldızı oyuna 2. yarıda girip 3 gol birden atan Eusebio dan başkası değildir.

Benfica forması ile 440 maça çıkıp tam 473 gol atarak inanılmaz bir ortalama tutturan Eusebio,Avrupa kupalarında fırtına gibi esmeyi de ihmal etmeyecekti.İlk Çıktığı Şampiyon Kulüpler Kupası Final Maçında 2 Mayıs 1962 de Real Madrid i 5-2 yenen Benfica nın 2 golu yine Eusebio dan gelecekti.Bu maçın ardından idolüm dediği Di Stefano ile formasını değiştirmesini şöyle anlatacaktı Kara Panter.

“Maçtan sonra kahramanım Di Stefano ile formalarımızı değiştirdik. Maçı kazanmıştık, kupayı da ama benim için önemli olan onun formasıydı…”.

Bu maç Eusebio nun ilk finaliydi ama son olmayacaktı.Ne yazıkki sonra çıktığı 3 finalide kaybetti Eusebio.

France Football‘un yılın Avrupalı futbolcusuna verdiği Ballon d’Or, 1950’lerin sonundan itibaren Avrupa futbolunun en prestijli bireysel ödülüydü. Eusebio, bu yarışta da tarihe geçmesini bildi ve 1965’te ödülü kazanarak, bunu başaran ilk siyahi futbolcu unvanını aldı. ‘Kara Panter’ bir başka bireysel ödülün de ilk sahibiydi. Bir başka Fransız mecmuası L’Equipein ödülü olan Altın Ayakkabı’yı, verildiği ilk sezonda (1967-1968) 42 gol ile kazanan Eusebio, 1972-1973’te bu sefer 40 golle zirveye kurulacaktı. En büyük rakibi de kuşkusuz 1971-1972 futbol yılının galibi, o sezon da 36 golle Gümüş Ayakkabı’yı kazanan Gerd Müller idi. Eusebio’nun koleksiyonunda yedi de Gümüş Ayakkabı vardı…

Bu büyük Futbol Yıldızı ne yazıkki 25 Ocak 2014 te hayata veda etti.

8)  Johan Cruyff (Hollanda) Orta saha

Dünya Futboluna hem Futbolcu hemde Teknik Direktör olarak damga vuran pek az insan vardır.Ama içlerinde biri vardı ki,Futbolcuyken de inanılmaz işler yaptı ve Teknik Direktör Olarakta Barcelona yı yeniden yarattı ve sistemini kökünden değiştirdi.Bu adam Johann Cruyff tan başkası değildi.

Top Futbol güzel oyun ve heyecanlı futbol.Bugünlerde bu kelimeler yanyana geldiğinde en çok Barcelona akla geliyorsa bu müthiş istikrarın ve felsefenin mimarı Johan Cruyff tan başkası değildir.

25 Nisan 1947 de Amsterdam da doğan Cruyff un çocukluğu  Ajax ın o zamanki stadı De Meer yakınlarında geçti.10 yaşına geldiğinde Ajax altyapısına girdi.Babası ölen Johan ‘ın annesi de Ajax tesislerinde çalışmaya başladı.

Ajax ta Muhteşem Yıllar :

1964 yılında 17 yaşındayken Ajaxla ilk profesyonel maçına çıktı.Daha o maçtan herkesi büyülemeyi başardı.Total Futbol’un babası denilen Rinus Michels bu delikanlıyı hemen keşfetti.Sahada birden çok mevkide oynayabilen.Müthiş tekniği ve zekasıyla tam bir yıldız havası vardı.1966 ile1973 yılları arasında Ajax kasırgası vardı.6 Hollanda ligi şampiyonluğu ve 3 Avrupa kupası ve bir süper kupa kazanan takımın en büyük yıldızı Cruyff tu.1971 de Avrupa da yılın futbolcusu seçilen ilk Hollandalı oldu.Ajax ile 76 maça çıkıp 40 gol attı.

Barcelona Yılları :

Ajax taki müthiş başarılarından sonra Avrupa devleri onu almak için sıraya girmişti.O Barcelonayı seçti.İlk iki sezonunda fırtınalar kopardı ve iki defa daha  Avrupa da yılın futbolcusu seçilmeyi başardı.

Milli takımın da yıldızıydı Cruyff 1974 Dünya Kupasında Hollandayı finale kadar taşıdı finalde o zamanki adıyla Batı Almanyaya yenilseler bile Cruyff Şampiyonanın en değerli oyuuncusu seçildi.Milli takımda 48 maça çıkıp 33 gol attı rakip ağlara.

Barca dan sonra Amerikanın yolunu tutan Cruyff daha sonra kısa bir Levante macerası yaşadı ve son olarakta Ajax ve Feyenoord forması giyerek futbolu bıraktı.

1999 da Fifa tarafından yüzyılın futbolcusu seçilen Cruyff Teknik Direktör olarakta yeşil sahalara damgasını vurdu.Özellikle Barcelona da kurduğu sistem inanılmazdı.La masia da kurduğuHer futbolcunun her yerde oynamasını öngören sistem zamanla tiki taka ya dönüşecek ve Messi gibi İniesta gibi müthiş oyuncular çıkacaktı Barcelona alt yapısından.

Sigaranın Bitirdiği Efsane :

Cruyff un en büyük aşklarından biride ne yazıkki sigaraydı.Futbol oynarken bile sigara içtiğini gizlemeyen Cruyff akciğer kanserine yakalandı.Verdiği büyük mücadeleyi kaybederek 24 Mart 2016 da 68 yaşında hayata veda etti.Arkasında büyük başarılar unutulmaz eserler bırakan Sarı Fare her zaman futbol severlerin gönlünde olacaktır..

9)  Pele (Brezilya) Forvet

Bazılarına göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu Edson Nascimento Do Arantes  Yada bilinen adıyla Pele.Brezilyanın varoşlarından gelip Futbol tarihine damga vuran Pele 23 Ekim 1940 ta Tres Coracoes te doğdu.Ailesi onu Pepe diye çağırıyordu.Kuzenleri ve arkadaşları ise yaramaz anlamına gelen Peli diye çağırıyorlardı.Kariyerine Santos ta başlayan Pele Dümnya futbol tarihinin resmi rakamlara gör en çok gol atan oyuncusudur(1281 gol).Yine Cosmos forması ile bir sezonda 64 gol atarak (52 gol ligde 12 gol kupada) ayrı bir rekorun da sahibidir.6 defa 5 er gol 30 defa 4 er gol ve Tam 92 maçta hat-trick yapmıştır

Nijerya savaşını Durduran Adam :

Brezilya milli takımıyla 3 defa Dünya şampiyonluğu yaşayan Pele öylesine büyük bir yıldızdı ki,Nijerya devlet Pelenin maçını izlemek için Biafra ile yaptığı savaşa 2 gün ara vermiştir.

Pele hakkında bir başka ilginç detay da şudur.Brezilya liginde oynadığı bir maçta kırmızı kartla oyundan atılan Pele taraftarların isyanı sonu 15 dakika sonra oyuna geri dönmüştür.Bu olaydan sonra hakem takdir belgesi almıştır.

 

 

10 ) Maradona (Arjantin) Orta Saha

Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yıldızı çoğu otoriteye göre Maradona dır.Saha içindeki inanılmaz hareketleri saha dışındaki çalkantılı yaşantısı ile her futbolsever için bir ikondur Maradona.Arjantinin varoşlarında başlayıp Barcelona da büyümeye başlayıp Napoli de krallığını ilan eden ve tabi 1986 Dünya Kupasına tek başına damgasına vuran bir öyküdür onun ki.İşte Tanrının Futbolcu Oğlu Maradona nın inanılmaz hayat hikayesi.

Bir Süper Star Doğuyor :

30 Ekim 1960 Buenos Aires te elektriği bile olmayan bir evde bir kadın doğum sancısı çekiyordu.Bir kaç saat sonra doğacak o çocuk dünya futboluna damgasını vuracak seveni olduğu kadar nefret edeni de çok olan Diego Armando Maradona ydı.İtalyan kökenli bir baba ve Hırvat kökenli bir annen nin 7. çocuğu olan Maradona nın çocukluğu yokluk içinde geçti.10 yaşına geldiğinde Estrella Roja takımında oynamaya başladı.Daha o yaşlarda bile kendisinden çok daha büyük oyuncuları saha içerisinde inanılmaz çalımlarla deli ediyordu.İnanılmaz yaramaz ve başı beladan çıkmayan bir çocuktu Diego.Ama öylesine büyük bir yetenekti ki kısa süre sonra bütün Arjantin de tanınan biri olacaktı.1981 yılında Boca Juniors a 500 bin dolara transfer olarak o zamanların transfer   rekorunu kırdı.İlk sezonunda Boca şampiyon olurken Diego da 17 gol atıyordu.

Kral Avrupa Semalarında :

Boca da sadece bir sezon oynayan Maradona bütün Avrupa devlerini peşine takmıştı artık.1982 de yine bir transfer rekoru kırarak 12 milyon dolara Barcelona nın yolunu tutmuştu.Barcelonada oynadığı süre boyunca aslında hiçte kötü değildi oynadığı  36 lig maçında tam 22 gol atmayı başarmıştı.Ancak Athletic Bilbao ile oynanan kupa maçında sahada çıkan kavgada başrolü oynaması onun için Barca günlerinin sonu olacaktı.

İşte Maradonanın Karıştığı meşhur kavga

İtalyanın Kralı Maradona :

1984 yılında Barcelonadan ayrılan Maradona İtalyanın orta sıra kulüplerinden Napoliye transfer oldu.Napoli İtalya da şampiyonluğu olmayan orta sıralar için mücadele eden bir takımken Maradona nın transferi sonrası muhteşem yıllar geçirdi.O zamanların en zor ligi olarak kabul edilen İtalya liginde Napoliyi tek başına şampiyon yapınca şehrin efsanesi haline geldi.Napoliye bir şampiyonluk daha kazandıran Maradona artık Güney İtalyanın kahramanıydı. O kadarki 1990 İtalya dünya Kupasında Ev sahibi İtalya ile Napolinin stadında karşılaşan Arjantin Maradona sayesinde italyan taraftarların desteğini almayı başarıyordu.Arjantin o maçta İtalyayı elerken İtalyan milli takımı kaptanı Baresi ” Bu maç Napolinin sahasında değil de başka yerde oynansa kazanan mutlaka biz olurduk” diyecekti.

1986 Meksika Dünya Kupası ve Bir İnanılmaz Adam :

1978 Dünya Kupası kadrosuna alınmadığı için Arjantini karıştıran Maradona 1982 Dünya Kupasında pek fazla varlık gösterememişti.1986 yılında Meksika ya geldiklerinde ise o artık bir futbol dahisiydi.Turnuvada başarılı olacağı tahmin ediliyordu ama o çok daha fazlasını yapacaktı.

22 Haziran 1986 da Dünya Kupası Çeyrek Finalinde Arjantin-İngiltere karşı karşıya gelecekti.2 Ülke o sıralar Falkland adaları dolayısıyla fiilen savaş halindeydi.Mağrur İngilizlere karşı ezilen halkların temsilcisi Maradona nın maçıydı bu.Öylesine bir maçtı ki yıllarca unutulmadı ve unutulmayacak.O maçta Arjantin İngiltereyi Maradonanın attığı 2 inanılmaz golle 2-1 yenerken.Atılan 2 golde futbol tarihine geçecekti.Gollerin birinde kendi sahasından aldığı topla bütün İngiltere defansını geçen Maradona bir çalım da o zamanların en iyi kalecisi sayılan Shilton a attıktan sonra topu ağlara yollayacaktı.Ama asıl bomba diğer goldeydi.Ceza sahası içinde havalanan topa Eliyle vurarak kaleye yollayan Maradona hakemin görmemesi sayesinde futbol tarihine geçecekti.Bütün dünya çalkalanırken Maradona o el benim değil Tanrının eliydi diyecekti.İşte o efsane maçın golleri.

Mağrur İngilizleri tek başına deviren Maradona artık bambaşka bir boyuta geçmişti.Arjantin finalde de Batı Almanyayı yenerek Dünyanın zirvesine adını yazdıracaktı.

1990 Dünya Kupası ve Sonun Başlangıcı :

Maradona şöhret basamaklarını tırmandıkça özel hayatında çalkantılar da artmaya başladı.Artık gece hayatında daha sık görünüyor daha sık skandallara sebep oluyordu.Bütün bu yaşadığı çalkantılara rağmen o hala dünyanın en sihirli futbolcusuydu.İdmana çıkmasa da alkol ve uyuşyurucu batağına düştüğü söylense de 1990 İtalya Dünya Kupasında Arjantini yine finale kadar taşıyan da Maradonaydı.4 yıl öncenin rövanşını bu defa Batı Almanya kazanıp şampiyon olurken Maradona içinde kötü günler başlamıştı artık.

Kokain batağına saplanan efsane oyuncu 1994 ABD Dünya kupasından ihraç edildikten sonra futboldan da uzaklaştı.Sahalarda fırtınalar kopartan Diego artık uyuşturucu batağına düşmüştü.Genç yaşta yakaladığı şöhretin altında ezilmişti artık.Futbolu bıraktığında arkasında sayısız kupa sayısız gol dünya şampiyonlukları bıraktı Maradona.Fifa tarafından Pele ile birlikte Yüzyılın en değerli oyuncusu seçilen Maradona hala Arjantin de bir ilah muamelesi görüyor.Hatta Diego kilisesi altında bir tarikat bile var.

11) Zinedine Zidane (Fransa) Orta Saha

Dünya Futboluna damga vuran futbolculardan biride Zinedine Zidane dir.Zinedine, Smail ve Malika Zidane’ın beşinci çocuğu olarak 1972 yılında dünyaya gelir. Ailesi Cezayir Kabiliye’den Marsilya’nın La Castellane sitesinde yerleşir. İşsiz ve suçluların mekanı olan Castellane her gün cinayetlere sahne olmaktadır. Babası bir depoda bekçi olarak çalışmaktadır. Zidane burada büyür ve mahalle takımının vazgeçilmezi olur.
13 yaşına gelen Zidane, Cannes minikler kadrosuna seçilir ve Marsilya’dan ayrılarak Cannes’da br ailenin yanına yerleştirilir. 17 yaşında A takımına geçer ve 19 yaşında ilk golünü atar.
1992’de Bordeaux’ya transfer olur ve böylece İtalya’nın devlerinden Juventus’un dikkatini çeker. Zidane’lı Juventus altın yıllarını yaşar ve üç yıl içinde uluslararası kupalar da dahil tam 5 şampiyonluk kazanır.
Fransa 98’deki inanılmaz performansının ardından İtalya’nın başındaki Cesare Maldini “Zidane’ı almak için kadromdan beş adam verebilirim” demişti. Çeyrek finalde Fransa’ya 4-3 kaybeden dönemin İtalya kadrosunda Cannavaro, Paolo Maldini, Costacurta, Dino Baggio, Christian Vieri ve Alessandro Del Piero gibi efsaneler vardı.

Kendine has çalımları,topu alıp dönmesiyle tam bir virtiöz olan Zidane Real Madrid e transfer olduğunda artık futbolun zirvesine adını yazdırmıştı.Los Galacticos ta da harika sezonlar geçiren Zizou nun özellikle Şampiyonlar Ligi Finalinde Bayern Leverkusen e attığı harika gol tarihin en güzel yüz golü arasında sayılmaktadır.İşte o gol.

Futbol Tarihine Atılan Kafa :

2006 Dünya Kupası Finali.Fransa nın rakibi İtalyadır.Heyecanına kapılmışken sahada inanılmaz bir olay gerçekleşir.Zinedine Zidane İtalyan oyuncu Materazzi ye milyarların gözünün önünde kafa atarak futbol yaşantısını da bu şekilde bitirdi. İşte o unutulmaz kafa.

Futboluyla saha dışındaki karizmasıyla ve futbolu bıraktığı olayla Zidane her zaman bir efsane olarak kalacaktır.




 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir